BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

GÜZEL GÖREN,GÜZEL DÜŞÜNÜR;GÜZEL DÜŞÜNEN,HAYATTAN LEZZET ALIR...

Ana Sayfa Profilim Arşiv

Hakkımda

KÜÇÜK DÜNYAMA HOŞGELDİNİZ

Aziz muhterem kardeşim ... Mademki islam'ın her derdine razı olduğunu bildiriyorsun, bu müjdenle bize aşk ve şevk veriyorsun, O halde iyi dinle : VAZİFEN, dikenler arasında güller toplayacaksın. Ayağın çıplaktır, batacak. Elin açıktır, ısıracak. BUNA SEViNECEKSİN. Firavunlar kucağında büyüyen çocuk Musa'ları safına alacaksın. Aldığın için dövecekler. Konuştuğun için zindana koyacaklar, SEVİNECEKSİN. Çöllere sürülsen kanınla ağaç yetiştireceksin. Kutuplara sürülsen , ısınla sebze yetiştireceksin . Yeşilliği sevmeyenler olacak. Yakacaklar, yıkacaklar. Sen bunu SABIRLA SEYREDECEKSİN. Karanlık zindanlara salarlarsa; ışık, paslı vicdanları görürsen; ümit, imansız kalplere rastlarsan NUR vereceksin. Sen verdiğin için suç, sen getirdiğin için ceza, sen konuştuğun için mahkum olacaksın. Ve buna ŞÜKREDECEKSİN.. Anadan, yardan, serden ayrılacaksın. Candan, gönülden Kuran 'a sarılacaksın. Damla iken deniz, nefes iken tayfun olacaksın . Derdini yazmak için derini kağıt, kanını mürekkep edeceksin. Kimse ile görüştürmezlerse, Mecnun olup çöllere düşeceksin. Leyla arar gibi NUR arayanları bulacaksın... Bulamazsan üzülmeyeceksin. MAKAMLAR, SERVETLER verirlerse, NEFSİNİ UNUTACAKSIN. Yalan, iftira, çamur fırtınasına tutulursan, HİSSİYATINI TERK EDECEKSİN ... Önünde demirden set yaparlarsa, dişinle deleceksin. Dağları toptan oymak gerekirse iğne ile oyacaksın. Unutma! nerede olursan ol; küfrün ve cehlin ta temelini çürüteceksin. Bir gün Kuran etrafındaki surların yıkıldığını görürsen; hemen kemiklerini taş, etlerini harç, kanını da su edeceksin. Etrafına ilimden, irfandan, faziletten, ahlaktan kaleler dikeceksin. Kaleler, fedai ister. Nasıl olsa sende içinde fedai olacaksın . Bu mektubu okuyunca, Mesneviyi okuyan Yunus Emre gibi "uzun olmuş" diyeceksin. O'nun gibi ben olsa idim: "Ete, kemiğe bürünürdüm, Yunus diye görünürdüm" derdim dediği gibi, sen de ne lüzumu vardı uzun uzun saymağa, kısaca "KURAN TALEBESİ OLACAKSIN" deseydin yeterdi diyeceksin. Haklısın. Zira, İslam yoluna giren; bilir ki, bu yol kıldan ince, kılıçtan keskindir. Her kişinin işi değil, er kişinin yoludur. Seni bütün ruhu canımla kucaklar, gözlerinden öper, dualarına mukabele eder, Allah rızası dairesinde bulunmak üzere mektubuma son verirken, dalalete düşen din kardeşlerimin, kısa bir zamanda sizin gibi hidayete ermelerini Cenab-ı Vacib-ul Vucud olan Hazret-i Allah'tan niyaz eylerim. Amin . (merhum) Zübeyr GÜNDÜZALP

www.yapaz.tr.gg yapaz'lı



Kategorilerim



Yazılarım

Gül kokuttun hicranımı
Nur-ı aynım, iki gözüm, bildin mi neydi sabır?
KABİRDEN MEKTUP
Umudunu yıkma; Yusuf'u hatırla.
Leyle-i Kadrin Kadr-ü Kıymetini Bilmek
RAHMET AYINA HAZIR MIYIZ?
UÇURUM KENARINDAKİ ÇİÇEK
DÜNYA BİR MİSAFİRHANEDİR
SENİN İÇİN ÖLÜRÜM
TUZLU KAHVE


Arkadaslarım

vaktivisal
Blogcu Yardım
sevgipinari01
2563
simuzer60
huzuralemim
mutluluklardiyarim
canahmedimsav
raziyimallahim
kureysi
maneviiklim


Bağlantılarım

* canahmedimsav
* ahmed's {can abim}
* elhubbu-lillah
* sızıntı
* zaman gazetesi

SELAMLARIN VE DUALARIN EN GÜZELİ SİZ CANLARIN ÜZERİNE OLSUN EN KALB-İ MUHABBETLERİMLE RAHMAN RAHİM(C.C.)OLANA EMANETSİNİZ... ACİZANE KARDEŞİNİZ...

www.yapaz.tr.gg yapaz'lı

“Allahumme sebbit kalbî alâ dinike” (Ya Rab, kalbimi dinin üzerine sabit kıl.)

**www.yapaz.tr.gg **



Zıyaretcılerım





Bannerim




Uğradıklarım

Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us


ZAMAN







SPACEME GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Leyle-i Kadrin Kadr-ü Kıymetini Bilmek

Leyle-i Kadrin Kadr-ü Kıymetini Bilmek

ALLAH KAİNATI mekandan ve zamandan yaratmış. Hayırlı ve şerefli mekanlar olduğu gibi, hayırlı ve şerefli zamanlar da yaratmış. İşte Kadir Gecesi böyle hayırlı ve şerefli bir gece.

Bu gece kainatta bir yıl içinde meydana gelecek hallerin ve hadiselerin kainat semasında yazıldığı gece.

Bu gece kainatın zerresinden süreyyasına kadar her türlü takdirin karara bağlandığı, nasiplerin ve kısmetlerin yazıldığı gece.

Bu gece meleklerin saf saf yeryüzüne indiği, sonsuz acz ve fakr içinde bulunan gönüllere af, rahmet ve merhamet dağıttığı rahmetin timsali bereketli gece...

Bu gece cinlerin cin gibi uyanık olarak Rablerini zikrederek sabahladıkları gece.

Bu gece ruhlara rahmet, kalblere nur, akıllara hakikat, malllara bereket verilen gece.

Bu gece Allah tarafından bin ay ile değerlenmiş gece.

Bu gece bin ay yani seksen üç yıl.

Bu gece bir ömürden daha fazla bereket getiren bir gece.

Bu gece gecesi gündüzüne, gündüzü de gecesine faziletçe eşit olduğu gece.

Bu gece gecesi gündüzü bir, gecesi gündüzü bin olan gece.

Bu gece bin ayda yapılmayan iyilik ve hayrın Kur’an’ın inzaliyle birlikte bir gece içinde yapıldığı gece.

Bu gece içinde Kadir gecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlı olduğu gece.

Bu gece kainat kitabının en bedii tercümesi olan Kur’an’ın kainat simasından inzal olmaya başladığı gece.

Bu gece Kur’an-i Kerim’de kendisine bir sure adı verilen, Resulüllah’ın (s.a.v) Ashab-ı Kiram’a Israilogullarından birinin silahını kuşanarak Allah yolunda bin sene cihat ettiğini bildirdiği, Ashabın da buna hayret etmesi üzerine Cenab-ı Hakkın Kadir suresini indirdiği gece.

Bu gece Allah için bin yıl cihat etmekten daha hayırlı olan, içinde kadir gecesi olmayan bin aydan daha fazla hayırlı olan gece.

Bu gece kainat kitabının fihristi ve kainat kitabının tercümanı Kur’an’ı Hakim’in müfessiri, bütün kainatın kendisi için yaratıldığı alemlerin efendisi Muhammed Mustafa (sav)’nın o on sekiz bin alemi ihata eden yüreğine Kur’an ayetlerinin yağmaya başladığı gece.

Bu gece vahyin Rabbin katından Muhammed Mustafa’nın (sav) kalbine indiği, o kalbten raflarımıza, oradan rahlelerimize, oradan da gönüllerimize indiği gece.

Bu gece bir anne olan kainatın rahmine, onun en nazik ve nazenin çocuğu Efendimizin (sav) Kur’an’ın gülden kundağına sarılı olarak vahiy vahiy düşmeye başladığı gece.

Bu gece “Kıyamet günü benim şefaatime en çok layık olanlar, bana en çok salavat getirenlerdir” diyen Efendimizin kendisine salat ü selam getirenlerin salat ü selamlarının kadr ü kıymetini bilip onlar için şefaat ettiği gece.

 

Bu gece, Kadir Gecesinin Ramazan ayının son on gününde gizli olduğunu bilen, o günü idrak etmek ve değerlendirmek için her yıl on gün itikafta bulunan ve vefat yılında ise Ramazan’ın son yirmi gününü itikafta geçiren Hz. Peygamber’in (sav) gecesi.

Bu gece “Bir kimse Kadir Gecesi iman ile, Allah’tan mükafat dileyerek ibadet için kıyam ederse önceki bütün günahları affolunacaktır.” diyen Allah’ın en sevgili kulunu en çok sevenlerin gecesi.

Bu gece, “Ey Allah’ın Resulü! Kadir gecesine rastlarsam nasıl dua edeyim? diye sordum. Resulüllah (s.a.v.): “Allahümme inneke afüvvün tühibbü’l-afve fa’fu annî (Allah’ım sen çok affedicisin, affı seversin, beni affet)” diye dua et, buyurdu” diyen Hz. Aişe’nin (r.a.) ve onun yolundan giden Aişelerin gecesi.

Bu gece Muhammed Mustafa (s.a.v.) için ‘Araya araya bulsam izini...’ diye diye söylenen ilahilerde olduğu gibi bir yıl arana arana bulunan bir gece.

Bu gece hayat içerisinde ölümün gizli olduğu gibi, Ramazan içinde de Kadir Gecesinin gizli olduğu, o gizli anı ibadet ve taat ile yakalayanların talihli olduğunu ifade etmek için kullanılan “kadir gününde doğmak” sözünün doğrulandığı gece.

"O gece boyunca melekler, Rablerinin izniyle (ölü canlara) hayat taşımak için bölük bölük inerler; her çeşit barış, huzur, saadet ve güven taşırlar...ta şafak sökünceye dek!.." (97.4-5) diye seslenen Kur’an’a muhatap olarak ölü canlarını her şeye Kaadir olan Allah’ın kudretiyle ihya edenlerin, geceleri kendilerini Kur’an’la ihya edenlerin gecesi.

Bu gece, bu gecede doğan erkek çocuklarına Kadir, kız çocuklarına Kadriye isimlerinin verildiği gece.

Bu gece, Abdülkadir Geylanilerin, Geylaniyelerin, Kadirilerin, bir tarafı ile Şazeli bir tarafı ile de Kadiri olan ve mana aleminde üveysi olarak Abdülkadir Geylani’den ders alan ve onunla İmam-ı Ali’nin rahle-i tedrisinde ders arkadaşı olan Bediüzzamanların gecesi.

Bu gece “Geçen Leyle-i Kadrinizi ve gelen bayramınızı bütün mevcudiyetimle tebrik ve sizleri Cenab-ı Erhamürrahiminin birliğine ve rahmetine emanet ediyorum.... Cenab-ı Hak bu Ramazan-ı şerifin Leyle-i Kadrini umumuza bin aydan hayırlı eylesin, amin. Ve seksen sene bir ömr-ü makbül hükmünde hakkınızda kabul eylesin, amin.” deyip Ramazan’ı asude geçiren ve Leyle-i kadrin hakikati derk eden Said Nursilerin gecesi.

Bu gece, leyle-i kadri iki gece yapan, ve bu gecelerde Evrad-ı Bahaiye, Tesbihat, Sekine, Delail-i Hayrat, Cevşenül Kebir gibi ders ve virdlere çalışan Nur Talebelerinden Sabri’nin gecesi.

Bu gece “Kadir gecesi dua ve istiğfar etmek namazdan sevimlidir. Kur’an okuyup sonra dua etmek daha güzeldir” diyen Süfyan-i Sevrilerin gecesi.

Bu gece gücü ve kudreti her şeye kadir olan Zat-ı Zülcelal’in celalinden korkup cemaline sığınan kullarına sığınak ve barınak olduğu gece.

Bu gece Rabbin Cemal’ine sığınılarak yapılan duaların, zikirlerin, evradların, okunan Kur’an’ların kadrinin sadece Allah tarafından takdir edilebildiği gece.

Bu gece her gününü Cuma, her gecesini Kadir, her ayı Ramazan yapmaya çalışıp, her geceyi kadir, her karşılaştığı insanı Hızır bilenlerin gecesi.

Bu gece Kadir gecesi, bu gece Hızır’ı beklemek yerine Hızır’ın ayağına gidenlerin gecesi.

Bu gece Kadir Gecesi...

Mustafa ORAL
can abime
bu paylaşımı için teşekkürler sonsuz selam ve saygılarımla...


Tarih: 17:36, 15/9/2009 Kategori: D_ML_L_R
Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı

RAHMET AYINA HAZIR MIYIZ?

RAHMET AYINA HAZIR MIYIZ?


Şefkat ve merhamet sahibi Yüce Allah’a hamd; O’nun Sevgili Resulü’ne, Ehl-i Beyt’ine, Sahabelerine salât ve selâm…

Merhaba Dostlar!

Yine bir rahmet iklimine girerken, bir durum değerlendirmesi yapmak akıllıca görünüyor.

Bir yanda, Ramazanı Şerif’in önemini hakkıyla anlayıp anlayamadığımızı takdir etmek; diğer yanda, yapmamız gerekenlerin telaşına düşmek…

Âlimlerimiz, hocalarımız, Ramazanı Şerif’in önem ve faziletlerini ne kadar anlatsa da; kitaplar, dergiler, gazeteler, siteler, TV programları vs. konuya ne derece yer verse de düşünmemiz gereken, bizim bunlardan ne anladığımızdır. Öyle ya eğer biz kıymetini takdir edemezsek, altının altın oluşu ne işe yarar?

Belki birçoğumuz, aslında Ramazan’ın güzelliğini, hoşluğunu, tatmışlığımızdan bilsek de çoğu defa ‘hazırlıksız’ yakalanıyoruz.

İşte, bu ‘hazırlık’ sözü çok önemli. Toplum olarak neye hazırlıklıyız ki? Krizlere, afetlere, yabancı kültürlerin istilasına, siyasi aldatılmışlıklara, dolandırılmaya, din tüccarlarına… Neye hazırlıklıyız? Hayata mı, ölüme mi?

Bütün bunlar, savruk ve iğreti bir hayat tarzına sahip olduğumuzu göstermiyor mu?

Durum böyle olunca da tabii olarak, toplumsal hayatımızdaki düzensizliğin birer yansıması da aile hayatımıza ve kişiliğimize aksediyor. Bu, biraz da içinde yaşadığımız toplumun genel kalitesiyle ilgi yani.

Demem o ki, kıymetli dostlar, bu kadar savrulmanın içerisinde, kişisel dini hayatımız da güme gidiyor. Kırk yılın başı bir Ramazanımız var, onu da hayatın koşuşturmacası içerisinde heba edip gidiyoruz. Şu kısacık imtihan dünyasında, öyle bir kaptırıyoruz ki kendimizi hayatın karmaşasına, nice fırsatlar gelip geçiyor da biz dönüp bakamıyoruz bile…

Oysa o kurban olduğumuz Rabbimiz, yücelerden yüce şefkat ve merhametiyle, öyle çok kurtuluş fırsatları tanıyor ki kullarına, akıllara ziyan!...

Bu gerçeği, Âlemin İftiharı Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) ne kadar net ifade etmiş: “Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehennem’e gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.”

Bu kadar açık yani… Bu kadar basit…
Hiçbir bahanemiz de yok. Çünkü o Merhametliler Merhametlisi, herkesi içinde olduğu duruma göre değerlendiriyor. Herkese aynı hesabı sormuyor. Temel ölçüler belli olsa da insanları, onlara vermiş olduğu imkânlara göre değerlendiriyor. Zorunlu hallerde yapılabilecek alternatifler de gösterilmiş.

Yani, Allahu Teala’nın rahmetinden, ümitsizlik yok dostlar. Çok güzel bir söz var: “Eğer bir gün dünyaya ait çok büyük bir derdin olursa Rabbine dönüp: ‘Benim çok büyük bir derdim var’ deme! Derdine dönüp: ‘Benim çok büyük bir Rabbim var’ de!”

Yani; endişeyi ve sızlanmayı bırak. Rabbine tevekkül et; O her şeye gücü yeten ve kullarına çok şefkat gösterendir.

Biz de artık bahaneyi, endişeyi bir yana bırakalım dostlar. Elden geldiğince Allah’ın rahmetinden nasibimizi arayalım. Dünya işlerine de fazla kafa yormayalım. Araştırmaksa araştıralım, çalışmaksa çalışalım. Fakat bizim çalışmamızla değil, Allah’ın dilemesi ve yaratmasıyla olduğunu da unutmayalım.

Biz asıl ahiretimiz için endişelenelim. “Acaba bu Ramazan’da Allah beni affedecek mi? Bunun için neler yapmalıyım?” Biz bunun endişesinde olalım. Dünya işlerini düşünmekle ele bir şey geçmiyor; ama ahiret endişesi, en azından bize niyetimiz ve samimiyetimiz ölçüsünde kazanç sağlıyor.

Ramazan hazırlıklarımızı gözden geçirelim. Acaba kalbimizin durumu nasıl? O rahmet sağanağı başladığında, kalbimiz günah ve gaflet isleriyle kaplıysa vay halimize! Derde derman bir pay alamayacağız demektir. Bildiğiniz gibi bunun çaresi; şöyle gönülden bir tövbedir.

Allah’a olan bağlılığımızı sık sık tövbe ve istiğfarla yineleyelim dostlar!
İmanımızı, sohbet meclislerinde güçlendirelim dostlar!
İki fakire de biz sahip çıkarak, kendimizi ateşten koruyalım dostlar!
Dinin ve dindarın garip olduğu günümüzde, Hak yoluna bir hizmet de biz edelim dostlar!

Fırsat bu fırsattır…
Bırakalım şu-bu bahaneleri. Bırakalım onu-bunu konuşmayı. Asıl biz ne yaptığımıza bakalım. Onula bununla şeytan bizi oyalamasın. Bırakalım magazini eğlenceyi, biz bunun için yaratılmadık dostlar!

Yüce Allah’a hakkıyla kul olmaya çalışalım. Gerçekten, samimi bir kalple O’na yönelelim.

O (celle celaluhu), bizim hayal bile edemeyeceğimiz kadar merhametlidir. Hazreti Mevlana (kuddise sirruhu) O’nu tanıdığı için inledi biz fanilere: “Kim olursan, ne olursan ol, yine gel. Bu kapı merhamet kapısı” diye…

Evet, sevgili dostlar, O’nun rahmet ve merhametini anlatmak, benim gibi acizler için ne mümkün!...

Diller suskun, gönüller sarhoş, gözler şaşkındır O’nun huzurunda…

Siz en doğrusu, kendi kalbinizden başlayın işe. Oradan bir yol arayın O’na yönelmeye… O size açacaktır kapılarını…

Samimi, iddiasız, âcizane…
Ama şevkle. Ama sabırla. Ama ısrarla…

Bazen, bir fakiri gönderir kapınıza, affınıza sebep olacak üç beş kuruş veresiniz diye.

Bazen, bir tövbeli arkadaşınızı gönderir yanınıza, elinizden tutup mağfiret iklimlerine taşısın sizi diye.

Bazen, rüyalarda çalar kapınızı, kurtuluşunuza işaret olsun diye.

Bazen, bir yakının kaybıyla daldığınız matem, yeniden doğuşunuza hazırlar sizi.

Bazen bir alçakgönüllülükle sizi üzen birini affetmeniz kabul görür katında; bazen de bir yetimin başını okşamanız…

Gözlerden gelen iki damla yaşı silmeniz merhem olur gönül yaralarınıza. Rahmet olur, her işinize bereket olur.

İşte, bütün bunlar ve benzerleri, o Rahmeti Sonsuz’un altın fırsatlarıdır dostlar. Ve bunların kıymeti, Ramazan’da daha bir katlanır, daha bir sonsuzluğa doğru gider…

Şimdi acaba düşünüyor muyuz, nasıl bir fırsatın kapımızı çaldığını?...

Ne mutlu değerlendirene!
Ne mutlu “Benim çok büyük bir Rabbim var!” diyebilene…

SÜLEYMAN KARAKAŞ


Tarih: 17:15, 20/8/2009 Kategori: D_ML_L_R
Yorum (8) | Yorum yaz | Bağlantı
<- Son Sayfa Sonraki Sayfa ->



BLOG DESİNG
Risale-i Nur Külliyatında Arama ve Araştırma




ALLAH BES BAKİ HEVES