BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

GÜZEL GÖREN,GÜZEL DÜŞÜNÜR;GÜZEL DÜŞÜNEN,HAYATTAN LEZZET ALIR...

Ana Sayfa Profilim Arşiv

Hakkımda

KÜÇÜK DÜNYAMA HOŞGELDİNİZ

Aziz muhterem kardeşim ... Mademki islam'ın her derdine razı olduğunu bildiriyorsun, bu müjdenle bize aşk ve şevk veriyorsun, O halde iyi dinle : VAZİFEN, dikenler arasında güller toplayacaksın. Ayağın çıplaktır, batacak. Elin açıktır, ısıracak. BUNA SEViNECEKSİN. Firavunlar kucağında büyüyen çocuk Musa'ları safına alacaksın. Aldığın için dövecekler. Konuştuğun için zindana koyacaklar, SEVİNECEKSİN. Çöllere sürülsen kanınla ağaç yetiştireceksin. Kutuplara sürülsen , ısınla sebze yetiştireceksin . Yeşilliği sevmeyenler olacak. Yakacaklar, yıkacaklar. Sen bunu SABIRLA SEYREDECEKSİN. Karanlık zindanlara salarlarsa; ışık, paslı vicdanları görürsen; ümit, imansız kalplere rastlarsan NUR vereceksin. Sen verdiğin için suç, sen getirdiğin için ceza, sen konuştuğun için mahkum olacaksın. Ve buna ŞÜKREDECEKSİN.. Anadan, yardan, serden ayrılacaksın. Candan, gönülden Kuran 'a sarılacaksın. Damla iken deniz, nefes iken tayfun olacaksın . Derdini yazmak için derini kağıt, kanını mürekkep edeceksin. Kimse ile görüştürmezlerse, Mecnun olup çöllere düşeceksin. Leyla arar gibi NUR arayanları bulacaksın... Bulamazsan üzülmeyeceksin. MAKAMLAR, SERVETLER verirlerse, NEFSİNİ UNUTACAKSIN. Yalan, iftira, çamur fırtınasına tutulursan, HİSSİYATINI TERK EDECEKSİN ... Önünde demirden set yaparlarsa, dişinle deleceksin. Dağları toptan oymak gerekirse iğne ile oyacaksın. Unutma! nerede olursan ol; küfrün ve cehlin ta temelini çürüteceksin. Bir gün Kuran etrafındaki surların yıkıldığını görürsen; hemen kemiklerini taş, etlerini harç, kanını da su edeceksin. Etrafına ilimden, irfandan, faziletten, ahlaktan kaleler dikeceksin. Kaleler, fedai ister. Nasıl olsa sende içinde fedai olacaksın . Bu mektubu okuyunca, Mesneviyi okuyan Yunus Emre gibi "uzun olmuş" diyeceksin. O'nun gibi ben olsa idim: "Ete, kemiğe bürünürdüm, Yunus diye görünürdüm" derdim dediği gibi, sen de ne lüzumu vardı uzun uzun saymağa, kısaca "KURAN TALEBESİ OLACAKSIN" deseydin yeterdi diyeceksin. Haklısın. Zira, İslam yoluna giren; bilir ki, bu yol kıldan ince, kılıçtan keskindir. Her kişinin işi değil, er kişinin yoludur. Seni bütün ruhu canımla kucaklar, gözlerinden öper, dualarına mukabele eder, Allah rızası dairesinde bulunmak üzere mektubuma son verirken, dalalete düşen din kardeşlerimin, kısa bir zamanda sizin gibi hidayete ermelerini Cenab-ı Vacib-ul Vucud olan Hazret-i Allah'tan niyaz eylerim. Amin . (merhum) Zübeyr GÜNDÜZALP

www.yapaz.tr.gg yapaz'lı



Kategorilerim



Yazılarım

Gül kokuttun hicranımı
Nur-ı aynım, iki gözüm, bildin mi neydi sabır?
KABİRDEN MEKTUP
Umudunu yıkma; Yusuf'u hatırla.
Leyle-i Kadrin Kadr-ü Kıymetini Bilmek
RAHMET AYINA HAZIR MIYIZ?
UÇURUM KENARINDAKİ ÇİÇEK
DÜNYA BİR MİSAFİRHANEDİR
SENİN İÇİN ÖLÜRÜM
TUZLU KAHVE


Arkadaslarım

vaktivisal
Blogcu Yardım
sevgipinari01
2563
simuzer60
huzuralemim
mutluluklardiyarim
canahmedimsav
raziyimallahim
kureysi
maneviiklim


Bağlantılarım

* canahmedimsav
* ahmed's {can abim}
* elhubbu-lillah
* sızıntı
* zaman gazetesi

SELAMLARIN VE DUALARIN EN GÜZELİ SİZ CANLARIN ÜZERİNE OLSUN EN KALB-İ MUHABBETLERİMLE RAHMAN RAHİM(C.C.)OLANA EMANETSİNİZ... ACİZANE KARDEŞİNİZ...

www.yapaz.tr.gg yapaz'lı

“Allahumme sebbit kalbî alâ dinike” (Ya Rab, kalbimi dinin üzerine sabit kıl.)

**www.yapaz.tr.gg **



Zıyaretcılerım





Bannerim




Uğradıklarım

Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us


ZAMAN







SPACEME GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

RAHMET AYINA HAZIR MIYIZ?

RAHMET AYINA HAZIR MIYIZ?


Şefkat ve merhamet sahibi Yüce Allah’a hamd; O’nun Sevgili Resulü’ne, Ehl-i Beyt’ine, Sahabelerine salât ve selâm…

Merhaba Dostlar!

Yine bir rahmet iklimine girerken, bir durum değerlendirmesi yapmak akıllıca görünüyor.

Bir yanda, Ramazanı Şerif’in önemini hakkıyla anlayıp anlayamadığımızı takdir etmek; diğer yanda, yapmamız gerekenlerin telaşına düşmek…

Âlimlerimiz, hocalarımız, Ramazanı Şerif’in önem ve faziletlerini ne kadar anlatsa da; kitaplar, dergiler, gazeteler, siteler, TV programları vs. konuya ne derece yer verse de düşünmemiz gereken, bizim bunlardan ne anladığımızdır. Öyle ya eğer biz kıymetini takdir edemezsek, altının altın oluşu ne işe yarar?

Belki birçoğumuz, aslında Ramazan’ın güzelliğini, hoşluğunu, tatmışlığımızdan bilsek de çoğu defa ‘hazırlıksız’ yakalanıyoruz.

İşte, bu ‘hazırlık’ sözü çok önemli. Toplum olarak neye hazırlıklıyız ki? Krizlere, afetlere, yabancı kültürlerin istilasına, siyasi aldatılmışlıklara, dolandırılmaya, din tüccarlarına… Neye hazırlıklıyız? Hayata mı, ölüme mi?

Bütün bunlar, savruk ve iğreti bir hayat tarzına sahip olduğumuzu göstermiyor mu?

Durum böyle olunca da tabii olarak, toplumsal hayatımızdaki düzensizliğin birer yansıması da aile hayatımıza ve kişiliğimize aksediyor. Bu, biraz da içinde yaşadığımız toplumun genel kalitesiyle ilgi yani.

Demem o ki, kıymetli dostlar, bu kadar savrulmanın içerisinde, kişisel dini hayatımız da güme gidiyor. Kırk yılın başı bir Ramazanımız var, onu da hayatın koşuşturmacası içerisinde heba edip gidiyoruz. Şu kısacık imtihan dünyasında, öyle bir kaptırıyoruz ki kendimizi hayatın karmaşasına, nice fırsatlar gelip geçiyor da biz dönüp bakamıyoruz bile…

Oysa o kurban olduğumuz Rabbimiz, yücelerden yüce şefkat ve merhametiyle, öyle çok kurtuluş fırsatları tanıyor ki kullarına, akıllara ziyan!...

Bu gerçeği, Âlemin İftiharı Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) ne kadar net ifade etmiş: “Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehennem’e gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.”

Bu kadar açık yani… Bu kadar basit…
Hiçbir bahanemiz de yok. Çünkü o Merhametliler Merhametlisi, herkesi içinde olduğu duruma göre değerlendiriyor. Herkese aynı hesabı sormuyor. Temel ölçüler belli olsa da insanları, onlara vermiş olduğu imkânlara göre değerlendiriyor. Zorunlu hallerde yapılabilecek alternatifler de gösterilmiş.

Yani, Allahu Teala’nın rahmetinden, ümitsizlik yok dostlar. Çok güzel bir söz var: “Eğer bir gün dünyaya ait çok büyük bir derdin olursa Rabbine dönüp: ‘Benim çok büyük bir derdim var’ deme! Derdine dönüp: ‘Benim çok büyük bir Rabbim var’ de!”

Yani; endişeyi ve sızlanmayı bırak. Rabbine tevekkül et; O her şeye gücü yeten ve kullarına çok şefkat gösterendir.

Biz de artık bahaneyi, endişeyi bir yana bırakalım dostlar. Elden geldiğince Allah’ın rahmetinden nasibimizi arayalım. Dünya işlerine de fazla kafa yormayalım. Araştırmaksa araştıralım, çalışmaksa çalışalım. Fakat bizim çalışmamızla değil, Allah’ın dilemesi ve yaratmasıyla olduğunu da unutmayalım.

Biz asıl ahiretimiz için endişelenelim. “Acaba bu Ramazan’da Allah beni affedecek mi? Bunun için neler yapmalıyım?” Biz bunun endişesinde olalım. Dünya işlerini düşünmekle ele bir şey geçmiyor; ama ahiret endişesi, en azından bize niyetimiz ve samimiyetimiz ölçüsünde kazanç sağlıyor.

Ramazan hazırlıklarımızı gözden geçirelim. Acaba kalbimizin durumu nasıl? O rahmet sağanağı başladığında, kalbimiz günah ve gaflet isleriyle kaplıysa vay halimize! Derde derman bir pay alamayacağız demektir. Bildiğiniz gibi bunun çaresi; şöyle gönülden bir tövbedir.

Allah’a olan bağlılığımızı sık sık tövbe ve istiğfarla yineleyelim dostlar!
İmanımızı, sohbet meclislerinde güçlendirelim dostlar!
İki fakire de biz sahip çıkarak, kendimizi ateşten koruyalım dostlar!
Dinin ve dindarın garip olduğu günümüzde, Hak yoluna bir hizmet de biz edelim dostlar!

Fırsat bu fırsattır…
Bırakalım şu-bu bahaneleri. Bırakalım onu-bunu konuşmayı. Asıl biz ne yaptığımıza bakalım. Onula bununla şeytan bizi oyalamasın. Bırakalım magazini eğlenceyi, biz bunun için yaratılmadık dostlar!

Yüce Allah’a hakkıyla kul olmaya çalışalım. Gerçekten, samimi bir kalple O’na yönelelim.

O (celle celaluhu), bizim hayal bile edemeyeceğimiz kadar merhametlidir. Hazreti Mevlana (kuddise sirruhu) O’nu tanıdığı için inledi biz fanilere: “Kim olursan, ne olursan ol, yine gel. Bu kapı merhamet kapısı” diye…

Evet, sevgili dostlar, O’nun rahmet ve merhametini anlatmak, benim gibi acizler için ne mümkün!...

Diller suskun, gönüller sarhoş, gözler şaşkındır O’nun huzurunda…

Siz en doğrusu, kendi kalbinizden başlayın işe. Oradan bir yol arayın O’na yönelmeye… O size açacaktır kapılarını…

Samimi, iddiasız, âcizane…
Ama şevkle. Ama sabırla. Ama ısrarla…

Bazen, bir fakiri gönderir kapınıza, affınıza sebep olacak üç beş kuruş veresiniz diye.

Bazen, bir tövbeli arkadaşınızı gönderir yanınıza, elinizden tutup mağfiret iklimlerine taşısın sizi diye.

Bazen, rüyalarda çalar kapınızı, kurtuluşunuza işaret olsun diye.

Bazen, bir yakının kaybıyla daldığınız matem, yeniden doğuşunuza hazırlar sizi.

Bazen bir alçakgönüllülükle sizi üzen birini affetmeniz kabul görür katında; bazen de bir yetimin başını okşamanız…

Gözlerden gelen iki damla yaşı silmeniz merhem olur gönül yaralarınıza. Rahmet olur, her işinize bereket olur.

İşte, bütün bunlar ve benzerleri, o Rahmeti Sonsuz’un altın fırsatlarıdır dostlar. Ve bunların kıymeti, Ramazan’da daha bir katlanır, daha bir sonsuzluğa doğru gider…

Şimdi acaba düşünüyor muyuz, nasıl bir fırsatın kapımızı çaldığını?...

Ne mutlu değerlendirene!
Ne mutlu “Benim çok büyük bir Rabbim var!” diyebilene…

SÜLEYMAN KARAKAŞ

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Tarih: 17:15, 20/8/2009 Kategori: D@ML@L@R
Yorum yaz

Selamların en güzeli ile inş.

"Bir kimse Ramazan ayında bir orucluya iftar verirse günahları af olur.
Cenab-ı Hakk onu cehennem atesinden azat eder.
O oruçlunun sevabı kadar ona sevap verilir.
Ashab-ı Kiram dediler ki: Ya Resulallah! Her birimiz bir oruçluya iftar ettirecek, onu doyuracak kadar zengin değiliz.
Bunun uzerine Allah Resulu şöyle buyurdu : Bir hurma ile iftar verene de, yalnız su ile oruç açtırana da, biraz süt ikram edene de bu sevap verilecektir.
Bu ayda bir oruçluya su veren kimse kıyamet günü susuz kalmayacaktır."
(Tirmizi, Savm 82) Rahmet ayının bu günkü iftarı bizden olsun inş güzel kardeşim.Gelebilmeniz dileği ile ...Efendimize selavatla hayırlı cumalar

Yazan: 2563 Tarih: 2009-09-04 10:05:14, 2009-09-04 10:05:14

Bağlantı

Mübarek Ay ve Gün

Selamün Aleyküm Zeynepciğim,Bası Rahmet, ortasi Merhamet, sonu ise Cehennem'den Azad olan Mübarek Ramazan AY'ınızın hayırlara vesile olamsını dilerim.Hayırlı Cumalar.Muhabbet ve Dualarımla..Dualarınla.



Yazan: http://samanyolu67.blogspot.com Tarih: 2009-08-28 06:53:10, 2009-08-28 06:53:10

Bağlantı

hayırlı ramazanlar...

Mübarek Ramazan Ayi ; sana Vücudunun sihhat ve selameti olan "az yemege".... Ruhunun sihhat ve selameti olan "günahsiz olmaya"..... dininin sihhat ve selameti olan "Peygamber Efendimizin güzel ahlakina sahip olmaya" vesile olsun....

Yazan: metekan Tarih: 2009-08-24 16:23:26, 2009-08-24 16:23:26

Bağlantı

HOŞ GELDİ SAFALAR GETİRDİ!

Rasulullah S.A.V'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
''Her kim ramazan ayının girişiyle sevinirse, Allah'u Teala onun cesedini ateşlere haram kılar...''
(Osman ibni Hasen el- Hobevî, Dürretü'l nasihîn sh:7)

Ramazan-ı Şerifin mübarek olsun KARDEŞİM,DUALARDA BULUŞMAK DİLEĞİYLE ALLAH'A EMANET OL...

Yazan: sevgipinari01 Tarih: 2009-08-21 16:36:51, 2009-08-21 16:36:51

Bağlantı

Buharam2563'ten güzel kardeşine

"Yar sadık bilir halden.Aşk dersini alır Gülden.Karşılıksız en derinden sevenlere selam olsun.Yeşerir sevgi gülşenleri.Sarsın bu aşk tüm ruhu bedeni.Bir GüL için bin dikeni sevenlere selam olsun." Rahmet ayının ilk cumasının muhabbeti ve feyzi üzerine olsun inş Dua ve muhabbetlerimi gönderiyorum kardeşimin güzel yüreğine dualarına talip olduğumuzun ricasıyla...

Yazan: isimsiz Tarih: 2009-08-21 11:07:55, 2009-08-21 11:07:55

Bağlantı

selamünaleyküm gül kardeşim zeyneb



DOKUNUŞ

Haşir meydanındaki insanlar,edeb ülkesine uçmak için sabırsızlanıyordu.Peygamberler, şehitler ve büyük veliler için herhangi bir problem yoktu. Ancak digerleri "Elli bin sene sürer" denilen bu yolu, dünyadaki hayatlarının karşılıgı olan
bir vasıta ile aşmak durumundaydı.
Her insan, sevap ve günahlarını ortaya döküp ince hesaplar yaparken, sermayeleri yetmeyen bazı gençlerbir araya geldi ve kendilerine gözcülük eden meleğe başvurarak:
Bizler, dünyada iken meşhur bir yarışmaya katılmış ve ellerimizi günler boyu süren bir sabırla lüks arabaların üzerinden
çekmeyerek onları kazanmıştık, dedi. Bu gayretimize karşılık o arabaların verilmesini istiyor ve bu zorlu yolu onlarla aşmayı planlıyoruz.

Melek, yarışmanın detayını öğrendikten sonra:
"-Yanlış şeye dokunmuşsunuz" dedi. "Sizin arabanız, o yolda gitmez.



Gençler, biraz ilerideki insanları göstererek:
"-Şuradaki insanların da bir şeylere dokunduğu söyleniyor," diye itiraz etti."Ama şimdi cennet'e uçuyorlar."
"-Evet!..." dedi, melek."Onlarda dokundular.Hemde günde sadece bir saatçik."
"-Bir saat mi?" diye atıldı gençler. "Oysa bizler günler boyu çekmedik elimizi. Uyumadık, aç kaldık, nerdeyse ölüyorduk.
Peki onlar nelere dokundular?"
"-SECCADEYE", dedi melek. "Küçük bir seccadeye. Şimdi ise onlarla uçuyorlar.










Cüneyd Suavi

Yazan: canahmedimsav Tarih: 2009-08-21 10:48:20, 2009-08-21 10:48:20

Bağlantı

Ramazan Ay'ı

Esselamü Aleyküm, öncelikle hakkını helal et Kardeşim.Bloğumu anca açabildim ve değerli yorumunlarını gördüm.Allah razı olsun.Ramazan-ı Şerif'iniz ve cumanız mübarek olsun.Hakkıyla idrak edebilen kullarından eylesin bizleri inşaallah.
Bir kaç gün önce sizin bloğunuza yorum yazmak istedim ama,hiç bir bloğa giremedim.Sanırım blogcu sorunlu idi.Ramazanda yatılı misafirlerim gelecek.Koşturuyorum.Çok yoğunum ve yorgunum.Onun için fırsat bulabilirsem ziyaret etmeye çalışacağım inş.
Zeyneb Kardeşim bu mübarek ayı Kur'an-ı Kerim ve onun manevi tefsiri olan Risale-i Nuru ve Cevşen-ül Kebir'i bol bol okuyarak şefaatçi yaparak ve en önemlisi,yaşayarak geçirelim.Nafilelerle, varsa kaza namazları ile idrak edelim.Efendimiz'e bol salavat çekerek şafaatini isteyelim.Rahmet Ay'ı içimizi çoşturdu.Allah ibadetlerimizi dualarımızı kabul etsin.Amin!. Hayırlı sahurlar diliyorum.Dualarınla..
Muhabbet ve dua ile Allah'a emanet kal.


Yazan: http://samanyolu67.blogspot.com Tarih: 2009-08-21 01:43:59, 2009-08-21 01:43:59

Bağlantı

selamünaleyküm

Ramazan’ın gölgesinde Rezzak’ı düşünmek

GENÇ annenin sesi tarla ve bahçelerde yankılanıyor: “Ali’nin karnı acıktııı!!!” Uzaklarda bir yerlerde henüz dalından koparılmamış sebzeler bu sesle titreşiyor. Sevecen ve müşfik bakışlı insanlar mütebessim yüz ifadeleriyle dikkat kesiliyorlar annenin sesine. Organik tarım, hormonsuz sebzeler, sağlık ve hijyen vurguları... Kaşık kaşık yedirilen mama sevginin ve ilginin tezahürü niteliğinde. Miniğin beslenme ihtiyacını en güzel şekilde karşılama noktasında her şeyin düşünüldüğü mesajı bu şekilde veriliyor izleyenlere. Son kare annenin ve bebeğin mutlu ve huzurlu görüntüleriyle tamamlanıyor. Filmi en başa sarmaya ne dersiniz? Küçük Ali’nin henüz ağlayarak acıktım sinyali veremediği zamanlara. Şimdi yavrusu acıktığında onu en sağlıklı şekilde besleme hassasiyeti gösteren annesinin henüz ondan haberi olmadığı zamanlara. Aslına bakarsanız Ali’nin bile kendinden haberi yok. Gözlerin görmediği dar ve karanlık bir mekânda kimseler bir şey bilmezken bir hayat tohumu çatırdıyor. Bir hücre “ol!” emrine boyun eğiyor. Alemlerin Rabbi yeryüzünde misafir edeceği yeni bir insanın inşasını anne rahminde başlatıyor. Safha safha yaşanan bu sürece kimse dahil olamıyor. Halden hale geçişlerle haftalar süren sırlı yolculukta her şey bir plan ve programla yürüyor. Her biri hayati bir görevi icra edecek olan hücreler anlamlı bir bütün olma yolunda gittikçe farklılaşıyorlar, büyüyorlar. Zenginleşiyorlar böylece. Olmayan gözler, kulaklar, kalpler inşa ediliyor. Bebek yapayalnız ve kendini ifade yeteneğine sahip değil henüz. Üstelik onu neyin beklediğini de bilmiyor. Yine de huzur ve güven dolu. Çünkü yokluktan varlığa çıkarılırken rahmet tecellileriyle yoğrulmakta. Bu muhteşem serüvende kendisinin farkında olmadığı ihtiyaçları karşılanıyor Hayat’ın Sahibi tarafından. Beslenerek yol alıyor. Acıkan karnını doyurmak için değil bu beslenme. Göreceği göz, işiteceği kulak, hissedeceği kalp ve diğer tüm azaları yerince gelişsin diye kimseler fark etmeden besleniyor minik canlı. Dünyaya geldikten sonra o en yakınlarım diye bileceği kişiler bile şu anda olayın tamamen dışındalar. Gözü şu renk olsun, boyu böyle olsun diyemezler. Her halükarda yapacakları şey, dünyaya gelen yavrularını sevgi ve şefkatle kucaklarına alıp bağırlarına basmak olacak. Dünya tatlısı bir ikram karşısında teşekkür ve minnet duygularından başka ne hissedilebilir ki. GÜN saymaların ardından muhteşem bir hayat tecrübesine geliyor sıra. Hayat filminde kadına başrol ve figüranlığın aynı anda biçildiği kare bu olmalı dedirten bir tecrübe. Tam içinde, merkezinde olduğunuzu düşündüğünüz, bir o kadar da dışında kaldığınızı hissettiğiniz, Hayat’ın Sahibi’ne sığınma ve teslimiyet duygularını zirvede yaşadığınız bir zaman dilimi. Anne olmanın anneleri anlama yolunda büyük bir ders olduğu gerçeği daha bir netleşiyor bu tecrübeyle. Kucağa alınan bebek derdini kelimelerle anlatamıyor. Ancak anne ile arasında özel bir dil var başkalarının çözemediği. Türlü ağlamalar türlü anlamlar içeriyor. Acıkıyor mesela. Annenin telaş etmesine gerek yok. Rahmet tecellileri devam ediyor çünkü. Doğum sonrası bahşedilen anne sütü tam da bebeğin ihtiyaçlarına cevap verecek özelliklere sahip. Kimselerin besin değerlerini ölçüp biçtikten sonra ısmarladığı veya bedelini ödeyip satın aldığı bir şey değil anne sütü. Misafir haneye gönderilen insan yavrusuna Rabbi’nin ikramıdır bu, anne aracılığıyla ulaştırdığı. Bebeğin hem karnı doyar hem sevgi ve şefkati yudumlar annesinden. Bu beslenmeden anne ruhu da payını alır şüphesiz. İŞTE bütün bunlar bize hayat yolculuğuna çıkardığı kullarını ta en başından itibaren besleyen, doyuran, yediren, içiren, onları türlü nimetlerle rızıklandıran er-Rezzak’ı hatırlatıyor. Kimselerin derdi değilken kulunu dert edinen, onun ihtiyaçlarına en güzel şekilde cevap veren O. Anne karnında doğrudan rızıklandırdığı insanoğlu, dünyaya geldikten sonra sebeplere sarılmak zorunda kalıyor doymak için. Araya sebeplerin girmesi zamanla asıl nimeti bahşedenin O olduğu hakikatini perdeleme riskini getiriyor. Aşkın olanla bağların zayıfladığı ve sebeplerin ön plana çıktığı bir zihniyetin şekillendirdiği hayatın içine doğanlar açısından bu risk daha bir dikkate alınmalı. Bizi düşünen, ihtiyaçlarımıza cevap vereni takdir etmek, minnet duygularımızı ve teşekkürlerimizi yöneltmek gerektiğini düşündüğümüz adres konusunda “kafamızın karıştırılma” tehlikesi söz konusu çünkü. HAYATI üretim tüketim ilişkileriyle anlamlandıran, dünyayı ise gerekli gereksiz her türlü üretimin yapıldığı devasa bir fabrika ve tüketimin biteviye körüklendiği uçsuz bucaksız bir pazaryeri olarak algılayan zihniyet nedeniyle ekolojik dengenin alt üst olduğu, toprak, hava ve suyun kirlendiği bilinen bir gerçek. Organik tarım, hormonsuz üretim, hijyen hassasiyeti gibi tedbirler iyi niyetli çabalar kuşkusuz. Ancak hırs, tamah ve doğaya tahakküm etme temelli mevcut düşünce tarzı değişmeksizin her türlü iyi niyetli çabanın da gerçek anlamda derde derman olmayacağı açık. Reklâm filmlerine konu olan ürünlerin nihayetinde kâr maksimizasyonu gözetilerek piyasaya sürülmüş ticari metalar olduğu unutulmamalı. Duygusal vurguların da hedef kitleyi ürünü almaya sevk etme stratejisinin bir parçası olduğu göz önünde bulundurulmalı. Teşekkürün adresini şaşırmamalı velhasıl. Yeryüzünü insanoğluna musahhar kılıp tertemiz rızklar edinmesine vesile eyleyen, er- Rezzak olan Allah ise, teşekkürün ve minnet duygularının yöneltilmesi gereken de O olmalı. Kuluna şah damarından yakın olduğunu bildirenden, sebepler perdesine takılıp uzak düşmek ne büyük kayıp! Peki acıkan ve doyurulması gereken sadece karnı mıdır insanın? “Rızkı sadece boğazından geçen şey zannedenin aklına şaşarım” diyor Hz. Aişe. Bedenimiz kadar belki ondan daha fazla ruhların, yüreklerin açlığını da hesaba katmak gerek öyleyse. Hayatın Sahibi bu ihtiyacımıza da cevap veriyor. Çünkü O Rahman’dır, Rahim’dir. İnsanoğluna tenezzül buyuruyor. Vahyine muhatap kabul ediyor onu. Biliyor ki ilahi sofradan beslenmeyen ruhlar her daim açlık çekmeye mahkûm. Ruhu açlıktan bitap düşmüş insanlığın huzur bulması da mümkün değil. BUGÜN dünyada açlıktan ölen insanlar var. Aslında bu ölümlere zemin hazırlayan da gün be gün ölümüne şahit olduğumuz insanlığın kendisidir. İnsanların cismen sureten halen var olduğu bir dünyada insanlık mumla aranıyorsa hayatın içinde eksik bırakılan veya ihmal edilen çok önemli bir husus var demek ki. Merhamete hayat hakkı tanımayan benmerkezci anlayış nedeniyle yerküremizi kasıp kavuran şiddet, zulüm, mutsuzluk ve huzursuzluk şu haykırışın lisan-ı hal ile ifadesi değil midir? “İnsanlığın ruhu acıktıııı!!! İnsanlık açlıktan ölüyor!!!” Bu çağrıya cevap hazır. Yeter ki gözler görmeye, kulaklar işitmeye, kalpler hissetmeye niyetli olsun. İşte Ramazan geldi. Kur’an ayı Ramazan. Halden şikayet etmek yerine dertlere deva olacak Kur’an’la buluşmak, halleşmek zamanı. Yeni bir imkân. Yine bir imkân. Şükürler olsun. Mübarek olsun.
Ayten YADİGAR www.zaferdergisi.com
Allahım,

Risâlet semâsının güneşi, nübüvvet burcunun ayı olan yüce Peygambere (a.s.m.), onun hidâyet yıldızları olan Al ve Ashâbına salât ve selâm eyle. Bize, erkek ve kadın mü'minlere merhamet et.

Amin, âmin, âmin.

Hayırlı Ramazanlar cumamız mübarek olsun selam ve dua ile kardeşim

Yazan: canahmedimsav Tarih: 2009-08-20 19:39:13, 2009-08-20 19:39:13

Bağlantı
<- Son Sayfa Sonraki Sayfa ->



BLOG DESİNG
Risale-i Nur Külliyatında Arama ve Araştırma




ALLAH BES BAKİ HEVES