|
|
Hakkımda
|
|
KÜÇÜK DÜNYAMA HOŞGELDİNİZ
|
|
www.yapaz.tr.gg
yapaz'lı
|
|
|
Kategorilerim
|
|
|
Bağlantılarım
|
|
|
|
|
www.yapaz.tr.gg
yapaz'lı
|
|
Zıyaretcılerım
|
|
Bannerim
|
|
 
KABİRDEN MEKTUP
KABİRDEN MEKTUP

Canım Anneciğim Hani başucumda toplanmış, telaş içinde feryadu figan ile gözyaşı döküyordunuzya, işte o anda dünyada iken hiç görmediğim, tanımadığım varlıklar geldi yanıma. Meğer onlar Meleklermiş. Azrail ve diğer gorevli melekler... O esnada bir şey daha oldu. Bana Ahirette ebedi kalacağım yer gösterildi.
Alevler vardı orada.
Ceza yeriymiş orası. Her şeyi anladım. İhmalimide hatalarımıda. Ve çok korktum anne. Bir ürperti sardı bedenimi. Öyle bir sıkıntıya girdim ki, sizleri de tanıyamaz oldum. Azraile baktıkça korkumun şiddeti arttı. Çok heybetliydi. Pişman olmuştum dünyadaki gafletime. O sırada Allahu Teala dan salih ameller işleyebilmek için ölümü geciktirmesini ve beni tekrar geri dünyaya göndermesini istedim. Ama vakit çok gecti. İstediğim kabul olunmadı. Tabi bunlardan sizin haberiniz olmadı. Nasıl acı çektiğimi hissedemediniz. Öyle ya ne bilecektiniz. Benim gibi Azraili bütün dehşetiyle görmediniz ki...
Hani dünyada iken Sekerati Mevt diyorlardıya, ne kadar zormuş. O anki acıyı anlatmak mümkun değil. O gün gelipte Azraille karşılaşanlar bilir ancak. Yani tadınca bilir ana, tadınca bilir.
Gerçekten Peygamberimiz (S.A.V.) in "Allahım sekerati mevtte ölüm zahmeti ve baygınlığımda bana yardım et." diye dua ettiğini söylerdi hocalar da, sanki kulağımın birinden girer, nefsime hiç etki yapmadan diğerinden çıkardı. Ne kadar doğru imiş. Yani anlayacağın anacığım o ölüm anı kasabın elinde derisi soyulan koyunun düstüğü an gibi bir hal. Izdırap dolu bir an. Çok ama çok zor. Ve çok korkutucu. Bu korkunç manzara karşısında biliyor musun ruhum bedenimden çıkmak istemedi ana. Parçalara ayrıldı, kaçışıp duruyordu bedenimde. Ruhum çıkmamakta direndikçe melekler de bana azap ettiler. İşte böylece daha ruhum çıkmadan kabir azabı başlamıştı. Nihayet ruhum bedenimi terk etti de bende bu azaptan kurtuldum.
Hep düşündüm durdum anne. Acaba bu kadar cezayı hak edecek ne yaptım? Fakat sonradan anladım bu cezanın sebebini. Meğer bunlar dünyada işlediğim kötü amellerin sonucuymuş. Azrailin yanında iki melek daha vardı. Biri rahmet diyeride azap meleğiymiş. Ölen iyi kimse ise Azrail aldığı ruhu rahmet meleğine, kötü kimse ise azap meleğine verirmiş. Allah'ın emri böyle imiş. Bir yığın azaptan sonra Azrail ruhumu aldı.... ve.... azap meleğine teslim etti.
O zaman daha önce gösterilen ahiretteki yerimin ne kadar kötü olduğunu daha iyi anladım. Zaten ruhum alınacağı sırada bir kuş gibi goğsümün en üst tarafına, köprücük kemiğime fırlamıştı. O zaman meleklerin konuşmalarından her şey belli olmuştu. Çünkü, "bunu kim tedavi edecek?" diye birbirine soruyorlardı. O anı ve sıkıntılarını anlatmak imkansız anacığım. Ayaklarım birbirine dolaştı melekleri görünce. Belki sizde fark ettiniz ayaklarımdan kanın çekildiğini ve bembeyaz buz gibi olduğunu. İste böyle anne...
Benim dünyadan getirdiğim kötü amellerim dolayısıyla melekler ruhumu bedenimden zorla almak durumunda kalmışlardı. Bunlar naziat melekleri imiş. Eğer amellerim iyi olsaydı, yani salih amel sahibi olsaydım o zaman neşeli ve kolaylaştırıcı Nasitat melekleri ruhumu alacakmış. Ve bana Allah'ın selamını sunup ''Selam Sana Ey Allah'ın Veli Kulu, Muhakkak ki Allahu Teala Sana Selam Gönderiyor'' diyecekmiş. Nerdeee! Gafletimin acısını çektim işte böylece anne. Ve şayet Azrail geldiğinde abdestli olsaydım, birileride yanımda Kur'an-ı Kerim okusaydı ve salih amellerimde çok olsaydı, o kadar acıyı çekmeyecektim biliyor musun. Ölümüm daha kolay olacaktı. Yahut orada bulunanlardan Allah'ın sevdiği bir dostun benim için Azraile "Ey Azrail, Arkadaşıma Acı. Ona Yumuşak Davran Çünkü O Müminlerdendir" dese ve böylece dua etseydi, yine o kadar acı çekmeyecektim biliyor musun.
Doğrusu Azrail gelirken zaten heybetinden korkmuştum. Zira daha ruhumu almadan onu korkunç şekliyle gördüm. Keske gözlerim kör olsaydı da onun korkutucu şeklini görmeseydim. Ama öyle değil. Gözlerim körde olsa yine de onu görürmüşüm. Dünyada iken kör olup olmamak fark etmezmiş, herkez ölüm anında ruhu daha çıkmadan onu mutlaka görürmüş. Bilmem ki canım anneciğim. Benim ölüm anında boğazımın sıkılarak hırıltılar çıkardığını, yüzümün renginin değişip siyaha yakın bir hal aldığını, ve ağzımın köpürdüğünü görebildinmi? Zannetmiyorum. O kadar çok feryadu figan içindeydin ve o kadar gözyaşı döküyordun ki bunları fark etmen mümkün olamazdı o anda...
|
Tarih: 20:23, 28/10/2009 Kategori: D@ML@L@R |
Yorum yaz |
selamünaleyküm hayırlı bayramlar can kardeşim
Bayram (sadakat ve Teslimiyet)
Adamaktır en güzel varlığı güzeller güzeli olan varlığa hiçbir tereddüt göstermeden. Tüm samimiyeti ile vermiş olduğu sözü, adağı gözünü bile kırpmadan onu verene tekrar sunmaktır. Ve teslim olmaktır tüm hücreleri adedince onu var eden yüceler yücesi ezeli ve ebedi olan Yaratıcısına.
Hani ateşe atıldığı zaman da aynı şekilde teslimiyet göstermişti. Hani tüm yardımlara desteğe ve dualara rağmen sadece Yüce Rabbinden (c.c) medet ummuştu. Ve sonunu ve tüm olacakları bilmesine rağmen saf ve tam anlamı ile teslim olmuş bir ruh ve beden ile süzülmekteydi boşlukta…
Şimdi de onun bu teslimiyeti oğluna, biricik ve yıllarca hasret ile beklediği oğluna geçmişti bütünüyle. Kutsal bir emanetti bu teslimiyet. Tüm benliği ile teslim olmuştu şimdi oğlu ve bir an bile tereddüt etme diyordu. Madem O (c.c) böyle istemişti sen de bir an bile tereddüt etme diyordu yerdekileri ve göktekileri hayrette bırakacak bir samimiyet ile...
Bir yanda vermiş olduğu söze ne kadar sadık kaldığını göklere yazdıran o büyük zat, diğer yanda verilmiş olan o kutsal söze, adağa tam anlamı ile teslim olan ve canını ortaya koyuyordu o canların ve cananların Can’ı olan yüce yaratanına…
Keşke bizde İbrahim, İsmail (a.s) gibi bu sırları biraz olsun anlayabilsek ve yaşamımızda uygulayabilsek. Canlarımızın feda olduğu o kutsal insanların yolunda giderek hayatımızda çok büyük bu düsturlara yer verebilsek…
Keşke bizde sözümüzde bir o kadar sadık kalabilsek ve uğruna canımızın cananımızın canının yanacağını bile bile uygulayabilsek ve hayatımızı bu büyük sırlar etrafında düzenleyebilsek.
Keşke bizde tam anlamı ile teslim olabilsek o yüceler yücesine ve anlayabilsek O nu layıkı ile ve sürdürebilsek hayatımızı O nun çizmiş olduğu yol üzerine…
Keşke biz de bu iki büyük ve önemli düsturu yani Sadakat ve Teslimiyeti hazmedebilsek ve serpiştirebilsek ruh ve düşünce alemimize. !
İbrahim vari teslimiyet, muhabbet ve sadakati, İsmail vari teslimiyeti bizlere de nasip eyle Ya Rabbi!
|
Yazan: canahmedimsav Tarih: 2009-11-26 11:15:19, 2009-11-26 11:15:19 |
Bağlantı |
|
|
|
| |